Kategoriler
İlginç Bilgiler Merak Edilenler

Bilardo Topu Nasıl İcat Edildi, Neyden Yapılmıştır?

Bilardo Topu Nasıl Yapıldı?

bilardo topuGeçmişten günümüze birçok oyun gibi bilardo da sürekli değişim geçirerek gelmiş bir oyundur. Bilardonun tarihi ile ilgili günümüzde araştırmacılar bir çok bulguya ve belgeye rastlamışlardır. Ünlü filozof Anarchasis Milattan önce 400 yılında Antik Yunan uygarlığında bilardoya benzer bir oyun gördüğünü anlatmıştır. Shakespare ise bir eserinde kahramanını “hadi gel bilardo oynayalım” şeklinde konuşturmuştur ve bu dönemde de bilardonun var olduğunu kanıtlamıştır bir nevi. Bazı yazarlar ise Fransızca Billie(top) kelimesinin türevi olduğunu kabul edip Fransa’da ortaya çıktığını söylemektedir. Bilardo topu ise önceleri tahtadan yapılmaktaydı daha sonra fildişinden yapılmıştır fakat günümüzde böyle bir imkan olmadığı için bilardo topları da bu süreçte değişime uğramıştır. Günümüzde oynanan bilardo topları genellikle preslenmiş kağıtlardan yapılmaktadır. Binlerce kağıdın sıkıştırılıp preslenmesiyle elde edilen topların nasıl bu kadar sert ve dayanıklı olduğu anlamak gerçekten mantık işi.

Bilardo topları başlarda fildişinden yapıldığı için ve ilk zamanlar çok hızlı yayıldığı için binlerce filin katledilmesine sebep olmuştur. Hayvan hakları savunucularının araya girmesinden sonra bilardo toplarının fildişinden yapılmasına son verildi. Ayrıca bilardo topu üreticileri için de fildişi hem masraflı hem de pratik olmayan bir yöntemdi. John WesleyHyattdükkânında yaptığı çalışmalarda esnek ama güçlü yeni bir plastik türü keşfetti. Hyatt keşfi ile bilardo topları yapmayı denedi. Fakat ilk denemelerde yaptığı topların kullanmak için yeterince sert olmadığını farketti. Daha sonra yaptığı çalışmalar ile icadını dayanıklı hale getirdi. Hyatt selüloit plastik icat eden kişi olarak 15 Haziran 1869 günü New York’ta patent aldı. Daha sonra da bilardo topları günümüzdeki şeklini aldı ve kağıdın preslenmesiyle oluşturulmaya başlandı

Kategoriler
İlginç Bilgiler

Yunusların İntihar Ettiğini Biliyor Muydunuz?

Yunuslar Neden İntihar Eder?

yunusYunuslar yaratılışları itibariyle birçok canlı türünden ayrı karakterlere sahip canlılar olarak nitelendirilmektedir. Yunuslar oyun oynamayı ve sürekli su altında uzun mesafeler kat etmeyi seven canlılar olarak bilinmektedir. Ayrıca yunuslara özgü bir diğer özellik ise onların ses dalgalarıyla hareket etmeleridir. Yunuslar yönlerini deniz altında algıladıkları ses dalgaları ve bu ses dalgalarının suyu titretmesi sonucunda algılarlar. Bu sayede yönlerini bulabilen canlılar oldukça güçlü bir duyuya sahiptirler. En ufak ses dalgasını bile anında algılayabilen yunuslar herhangi bir tehlikeli durum veya canlı gördüklerinde kısa sürede kurtulabilme özelliğine sahiptirler. Yunusların bir diğer bilinen ve son yıllarda bilim insanları tarafından tartışma konusu olan özelliği ise intihar etmeleridir. Birçok denizci tarafından gözlenip doğru olduğuna kanaat getirilen durum yunusların bir gemi gördüklerinde gemiyle yarış yapmaları ve geçememeleri durumda yaşamlarına son verdikleri yönündedir.

Bu yüzden gemiciler yunusların duygusal hayvanlar olduklarını bilip bir yunus sürüsüyle karşılaştıklarında gemilerinin hızını keserek ilerlediklerini söylemektedirler. Yunuslar bir de doğal yaşamdan uzaklaştırılıp havuzlar ve sirkler gibi ortamlara sokulduklarında intihar etmektedirler. Çünkü yunuslar ses dalgalarını oldukça güçlü bir şekilde algılamaktadırlar ve yönlerini o dalgalara göre belirlemektedirler. Kapalı ortamlarda ise gürültü fazla olduğu için ve ses dalgaları sürekli yayıldığı, yankı yaptığı için yunuslar böyle ortamlarda ses karmaşası yaşamaktadırlar. Ses karmaşası yaşayan yunusların çıldırıp intihar ettiği yönünde de bulgulara rastlanmıştır.

Kategoriler
İlginç Bilgiler

Çikolata Nasıl Bulundu, Kim İcat Etti?

Çikoltayı Kim Buldu?

4000 yıl önce Hondaruslu yerliler kakao çekirdeklerinden bir içecek ürettiler ve bu içecek daha sonra değişim içerisine girerek zamanla çikolataya dönüştü. Bu süreç nasıl oldu peki? Yerliler önceleri kakao çekirdeklerini havanda döverlerdi ve çıkardığı sesten dolayı gürültü choco ve su anlamına gelen atle kelimesini birleştirmişlerdir. Böylece kakao çekirdeklerinden ürettikleri bu içecek chocoatle ismini almıştır. Zamanla bu toplulukların arasında yayılan içecek tanrının içeceği gibi görülmüş özel günlerde, dini ayinlerde içilmeye başlanmıştır. Yani hepimizin günümüzde bildiği ve yediği mutluluk hormonu salgılamamıza sebep olan bu yiyecek aslında bir içecek olarak keşfedilmiştir.

İlk olarak Don Cortez isimli İspanyol denizci tarafından keşfedilip ticari bir içecek olarak yayılmaya başlamıştır böylece. Daha sonra Avrupa’ya da giren bu içecek İtalya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerin çoğuna yayılmıştır. Buralarda değişik karışımlar katılarak günümüzdeki çikolata haline getirilmeye çalışılmıştır. Çikolatanın keşfediliş süreci bu şekilde gelişmiş ardından çok çeşitli şekiller verilmeye başlanmış ve değişik aromalar ile tatlandırılıp günümüzdeki çikolata şeklini almıştır. Kakaonun keşfedilmesi ile Aztek ve Maya uygarlığı yıllar boyunca kakaoyu içecek olarak kullanmış ve ticaretini yapmışlardır. Fakat o dönemde sadece acı bir içecek olarak bilinen kakao daha sonraları halkın fakir diyebileceğimiz sınıfında sıklıkla tüketilen bir madde olarak görülmüştür. Daha sonra günümüze kadar çeşitli evrelerden geçen çikolatanın icadı bu şekilde gerçekleşmiştir.

Kategoriler
İlginç Bilgiler

Bal Ne Zaman Bozulur?

Balın Hiç Bozulmadığını Biliyor Muydunuz?

balBesinlerin yapısından dolayı ve genellikle dışarda kalmasından, ağzının doğru kapatılmadığından bozulduğunu günümüzde herkes bilir. Çünkü üzerine gelen küçük toz parçacıkları ve bakteriler yiyecekler üzerinde mantar oluşturur daha sonra da yiyeceklerin bozulmasına sebep olurlar. Ancak aynı şey bal için geçerli değildir. Bal yıllarca kapalı bir yerde kalabilir ve bozulmaz. Çünkü yiyeceklerin hemen hepsi içerisinde su bulundururken bal içerisinde neredeyse hiç su bulundurmaz. Su bakterilerin yaşaması ve üreyebilmesi daha sonra da değişik kimyasallar üretebilmesi için en uygun olan maddelerden birisidir. Fakat balın içerisinde hiç su bulunmaması bakteriler için bal kavanozunun uygun bir yaşam olmadığını kanıtlamaktadır. Balın bozulabilmesi için gerekli olan tek şey kapağının açık olması ve uygunsuz koşullarda saklanmasıdır.

Uygun koşullarda saklanan ve gerçekte hiçbir katkı maddesi içermeyen yani su bulundurmayan gerçek bal hiçbir şekilde bozulmayacaktır. Kapalı kapta bulunan bal kristalize olur ve sertleşir yani dışarıdan kötü bir görüntüye sahip olduğu gözlenir fakat bu balın bozulduğu anlamına gelmez. Bal aynı tadını ve lezzetini korumaya devam eder yani bu şekilde de tüketilebilmektedir. Fakat balın içinde hiç su bulunmaması durumu ise kulağa en garip gelen şeylerden bir tanesidir. Her besinde olan su nasıl olur da bal da olmaz?  Çünkü, balı meydana getiren arılar balın oluşumu sırasında yaptıkları özel şeylerle balın üzerindeki suyu uçururlar.

Kategoriler
İlginç Bilgiler Merak Edilenler

Kanla Beslenen Bitkiler

Kanla Beslenen Bitki Olduğunu Biliyor Muydunuz Nasıl Keşfedildi?

Tarihte Bosna ve Kosova katliamı sonrasında ortaya çıkan bu durum tüm dünyayı şaşkınlıkta bırakacak derecede tuhaf bir olay üzerine gerçekleşmiştir. O güne kadar herkes bitkilerin sadece su ve topraktan aldığı mineraller ile beslendiğini zannederken o gün fark edilmiştir ki kanla beslenen bir bitki ortaya çıkmıştır. Bu bitki yalnızca mezarlar üzerinde açan ölüm çiçeği ismini almıştır. Peki, bu olay nasıl gerçekleşmiştir. Bosna ve Kosova katliamı sırasında 312 bin insan hayatını kaybetmiştir ve bu olayların üstünün kapatılması için 300 tane toplu mezar açılmıştır. Ölüler bu mezarlara koyulduktan bir süre sonra araştırmacılar bir mavi kelebeğin yalnızca tek bir çiçeğin üzerine konduğunu tespit etmişlerdir. Daha sonra bu çiçeği araştırmaya başlayan bilim insanları bu çiçeğin nasıl beslendiğini tespit etmeye çalışırken çiçeğin açtığı her yerde toplu mezarlar bulmuşlardır.

Asıl ilginç olan ise mezarların çok derin bir şekilde kazılması ve bulundukları bölgenin doğal bitki örtüsüne göre yeşillendirme çalışmalarının yapılması sonrası burada bu çiçeğin çıkıp fark edilmesi olmuştur. Eğer bu çiçek çıkmasaydı yapılan katliam belki dünyanın sonuna kadar gizli kalacak ve cesetler bulunamayacaktı. Araştırmacıların verdikleri röportajlarda ise çoğu mezarın içinde bubi tuzaklarının olduğu ve araştırmacıları yanlış yollara saptırmak için bir çok değişik teknikler denendiğidir. Dünya üzerinde son yıllarda gelmiş geçmiş en büyük olaylardan birisi aynı zamanda en bilinmeyen olaylardan birisi olarak dikkat çekiyor ölüm çiçekleri ve mavi kelebekler olayı.

Kategoriler
İlginç Bilgiler Merak Edilenler

Dünya Nasıl Oluştu?

Bilim adamları evrenin oluşumu hakkında yüzyıllardır çok farklı teoriler ortaya atmıştır ve bu teorileri bilimsel kanıtlarla açıklamaya çalışmışlardır. Fakat dünyanın nasıl oluştuğu konusu çok geniş ve üzerinde yapılan araştırmaların oldukça büyük kanıtlarla doğrulanması gerektiği için hayli zor olmuştur. Bu görüşlerden ilk ortaya atılanı ise Newton’un Evrenin hareketsiz ve başlangıcı olmayan bir şey olmasıdır. Newtonun görüşüne göre evren ezelden beri vardır ve sonsuza kadar var olacak ve bu halini koruyacaktır. İkinci görüş ise günümüzde birçok bilim adamı tarafından kabul görmüş ve açılanması için araştırmalar yapılan bir görüştür. Bu görüş itibariyle evrenin bir başlangıcı vardır.

Çünkü astronomideki buluşlar evrenin sürekli değiştiğinin ve genişlediğinin göstergesi olduğunu kanıtlamaktadır. “Eğer evren sürekli genişliyorsa, evrendeki gök cisimlerinin geçmişte birbirlerine daha yakın olmaları yani evrenin daha sıkışık olması gerekir.” Teorisinden yola çıkan Belçikalı bilim insanı Georges Lemaitre (JorjLometr) 1927 yılında “Büyük Patlama Teorisi”ortaya koymuştur. Bu teoriye göre evrenin bir başlangıcı vardır ve evren sürekli genişlemektedir.Büyük patlama teorisi;BigBang olarak bilinir ve bundan 15 milyar yıl önce meydana gelen bu patlamayla oluşmaya başlamıştır. Patlamanın başlamasından sonraki süreçte gök adalar, yıldızlar, gezegenler ve diğer gök cisimleri meydana gelmeye başlamıştır. Fakat patlamanın nasıl olduğu ve bu patlamaya neyin sebep olduğu henüz açıklanamamıştır.

Kategoriler
İlginç Bilgiler Merak Edilenler

İnternet Nasıl İcat Edildi ?

İnterneti Kim Buldu?

internetİnternet günümüz çağında insanların iletişimini sağlayan en modern araç olarak bilinmekte ve kullanılmaktadır. İnternetin icadı ise Amerikalı bir mühendisin yaptığı çalışmayla başlamıştır. Dr. VintonCerf doğuştan işitme engelli olan eşinin dış dünya ile iletişim kurabilmesi için bilgisayarlar arasındaki veri transferini bir temele oturtmaya çalışmış ve bunu başarmıştır. O dönemde nükleer savaş sırasında zarar gören bilgisayar verilerinin kurtarılmasını amaçlayan Amerikan Ordusu tarafından 1969 yılında Arpanet isimli yerel bir ağ kurulmuştur. Bu sistem tamamen güvenlik amaçlı bir ağ olduğu için hem geniş hem de çok dar bir yerel ağı kapsamakta sınırlarını aşamamaktaydı. Cerf araştırmalarında bu sistemden ilham alarak eşinin daha da geniş bir kitle ile iletişime geçebilmesini sağlamak amacıyla bu sistemi yaymaya başladı.

Cerf’in geliştirdiği bu sistemi gören bilim adamları ise 1970’li yıllarda bu sistemi iyice geliştirip TCP/İP’yi ortaya çıkarmışlardır. Bu sistemin iyice yayılıp herkes tarafından kullanılmaya başlamasıyla birlikte internet olgusu oluşmaya başladı ve tüm dünyaya yayıldı kısa süre içerisinde. Asıl amacın iki üs arasındaki bilgisayarlar arasındaki iletişimi ve güvenliği sağlamak olduğunu ileri süren ARPAnet geliştiricileri daha sonra mail, web, html gibi birçok kavramın oluşmasını ve geliştirilmesini sağlamıştır. Daha sonra üniversitelerde kullanılmak üzere NSFnet dediğimiz bir ağ oluşturulmuş ve üniversitelere yayılmıştır. Bu ağ ise bugünkü internetin omurgasını yani yapı taşını oluşturmuştur.

Kategoriler
İlginç Bilgiler Merak Edilenler

Elektriği Kim Buldu?

Elektiğin Mucidi Kimdir?

N.TeslaElektrik çok eski çağlardan günümüze kadar bulunuşunun kim tarafından olduğu resmiyette kanıtlanamamış bir buluş olarak bilinmektedir. Elektriği bulanların Faraday, Nikola Tesla ve Edison olarak görüş ayrılıkları yaşanmaktadır. Bir görüşe göre elektriği bulan ve alt yapıyı hazırlayan Nikola Tesla üzerine konup ampulü icat eden ise Edison olarak görülmektedir. Daha öncesine bakacak olursak milattan önce elektrik balığının bulunuşuna kadar dayanan bu olgu Antik Yunan’da Milet’litales ise M.Ö. 600 lerde kumaşa sürtülen kehribarın iplik ve saman çöpünü çektiğinden bahsetmiştir. Thales, doğal mıknatısın sürtünmeye gerek kalmadan demiri çektiğini de söylemiştir. 1600 yılında ise bu konuyla ilgili ilk deneyi yapan I. Elizabeth’in doktoru William Gilbert bu konu üzerine bir kitap yazmıştır.

Kitabında bal mumu, kehribar, kükürt ve cam gibi maddelerin kumaşa sürtülünce hangi maddeleri çektiğini ve ittiğini açıklamıştır. Gilbert, sürtünmeyle oluşan çekim gücüne “electricity” adını vermişti. Kehribarın latince adı olan “elektra” kelimesinden, “electricity” kelimesini türeterek elektriğin isim babası olarak anılmıştır. Daha sonra da elektriğin kaynağını ve nasıl geliştiğini açıklamaya çalışan birçok isim olmuştur. Benjamin Franklin bunu uçurtmayla açıklamaya çalışmıştır, daha sonra elektrik ile mıknatısın bir ilgisi olup olmadığını açıklamaya çalışan Danimarkalı fizik profesörü HansOersted’dir. Somut olarak Elektriğin bulunuşu konusunda en büyük adımı atan ise MichealFaraday olmuştur. Faraday teldeki elektriğin işlevini araştırmıştır. 1821’de elektrik motorunu ve 1931’de ise elektrik jeneratörünü icat etti.